بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْعَٰدِيَٰتِ ضَبْحًۭا ﴿1﴾
Abdulbakî Gölpınarlı
Andolsun soluya soluya koşanlara.
Alİ Bulaç
Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun,
Diyanet Vakfı
Harıl harıl koşanlara,
Compare up to three verified translation editions verse by verse, including editions in two different languages.
Changing languages or editions keeps the current surah and verse.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْعَٰدِيَٰتِ ضَبْحًۭا ﴿1﴾
Andolsun soluya soluya koşanlara.
Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun,
Harıl harıl koşanlara,
فَٱلْمُورِيَٰتِ قَدْحًۭا ﴿2﴾
Tırnaklarıyle bastıkça taştan kıvılcım saçanlara.
(Tırnaklarıyla) Ateş saçanlara,
(Nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara,
فَٱلْمُغِيرَٰتِ صُبْحًۭا ﴿3﴾
Sabah çağı, düşmanı basanlara.
Sabah vakti baskın yapanlara.
(Ansızın) sabah baskını yapanlara,
فَأَثَرْنَ بِهِۦ نَقْعًۭا ﴿4﴾
Derken her yanı toza, dumana boğanlara.
Derken, orada tozu dumana katanlara,
Orada tozu dumana katanlara,
فَوَسَطْنَ بِهِۦ جَمْعًا ﴿5﴾
Derken düşman topluluğunun ta ortasına dalanlara.
Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara.
Derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki,
إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودٌۭ ﴿6﴾
Şüphe yok ki insan, Rabbine karşı pek inatçıdır, pek nankördür.
Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür.
Şüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür.
وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٌۭ ﴿7﴾
Ve şüphe yok ki o, buna tanıktır.
Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir.
Şüphesiz buna kendisi de şahittir,
وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلْخَيْرِ لَشَدِيدٌ ﴿8﴾
Ve şüphe yok ki insan, hayrına yarıyan malamülke karşı da pek düşkündür, pek nekestir.
Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır.
Ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.
۞ أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِى ٱلْقُبُورِ ﴿9﴾
Fakat bilmez mi ki kabirlerdekiler, dışarı çıkınca.
Yine de bilmeyecek mi? Kabirlerde olanların 'deşilip dışa atıldığı,'
Kabirlerde bulunanların diriltilip dışarı atıldığını düşünmez mi?
وَحُصِّلَ مَا فِى ٱلصُّدُورِ ﴿10﴾
Ve gönüllerdekiler, meydana vurulup bilinince.
Göğüslerde olanların derlenip-devşirildiği zamanı?
Ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman,
إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّخَبِيرٌۢ ﴿11﴾
Şüphe yok ki Rabbin, o gün, onların her şeyini bilir elbette.
Şüphesiz, o gün Rableri, kendilerinden gerçekten haberdardır.
Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle haberdar