Skip to content
Text size 100%
Translation comparison

Compare Al-Balad Quran translations

Compare up to three verified translation editions verse by verse, including editions in two different languages.

Turkish editions (choose up to 3)

Changing languages or editions keeps the current surah and verse.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ﴿1﴾

Öztürk

Yemin ederim bu kente ki, iş onların sandığı gibi değildir!

وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ﴿2﴾

Öztürk

Sen bu kente mahremsin/bu kente gireceksin.

وَوَالِدٍۢ وَمَا وَلَدَ ﴿3﴾

Öztürk

Ve doğurana ve doğurduğuna da yemin olsun ki,

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ ﴿4﴾

Öztürk

Biz insanı gerçekten bir sıkıntı ve zorluk içinde yarattık.

أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌۭ ﴿5﴾

Öztürk

O sanıyor mu ki, hiç kimse ona asla güç yetiremeyecektir!

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًۭا لُّبَدًا ﴿6﴾

Öztürk

"Yığınlarla mal telef ettim!" diyor.

أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ﴿7﴾

Öztürk

Hiç kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor?

أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ ﴿8﴾

Öztürk

Biz ona vermedik mi iki göz,

وَلِسَانًۭا وَشَفَتَيْنِ ﴿9﴾

Öztürk

Bir dil, iki dudak?

وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ ﴿10﴾

Öztürk

Kılavuzladık onu iki tepeye.

فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ ﴿11﴾

Öztürk

Akabeye, sarp yokuşa atılamadı o.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ ﴿12﴾

Öztürk

Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir?

فَكُّ رَقَبَةٍ ﴿13﴾

Öztürk

Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.

أَوْ إِطْعَٰمٌۭ فِى يَوْمٍۢ ذِى مَسْغَبَةٍۢ ﴿14﴾

Öztürk

Yahut da açlık ve perişanlık gününde doyurmaktır o,

يَتِيمًۭا ذَا مَقْرَبَةٍ ﴿15﴾

Öztürk

Yakındaki bir yetimi,

أَوْ مِسْكِينًۭا ذَا مَتْرَبَةٍۢ ﴿16﴾

Öztürk

Yahut ezilmiş-boynu bükük bir yoksulu.

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ ﴿17﴾

Öztürk

Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı öneren, merhameti öneren kişilerden olmaktır o.

أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ﴿18﴾

Öztürk

İşte böyleleridir uğur ve bereket dostları.

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ﴿19﴾

Öztürk

Bizim ayetlerimizi tanımayanlara gelince bunlar; şomluk, uğursuzluk yâranıdır.

عَلَيْهِمْ نَارٌۭ مُّؤْصَدَةٌۢ ﴿20﴾

Öztürk

Bunların üzerine, kilitlenecek bir ateş gelecektir.

Quran recitationReady
Open audio