Skip to content
Text size 100%
Translation comparison

Compare Al-Inshiqaq Quran translations

Compare up to three verified translation editions verse by verse, including editions in two different languages.

Turkish editions (choose up to 3)

Changing languages or editions keeps the current surah and verse.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ ﴿1﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Gök yarılıp çatlayınca.

Alİ Bulaç

Gök, yarılıp-parçalandığı,

Diyanet Vakfı

Gök yarıldığı,

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ﴿2﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve Rabbini dinleyip itaat ederek sözünü haklayınca.

Alİ Bulaç

Ve 'kendi yaratılışına uygun' Rabbine boyun eğdiği zaman;

Diyanet Vakfı

Rabbine kulak verip boyun eğecek hale getirildiği zaman,

وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ ﴿3﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve yeryüzü, dümdüz çekilince.

Alİ Bulaç

Yer, düzlendiği,

Diyanet Vakfı

Yer dümdüz edildiği,

وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ ﴿4﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve içindekileri atıp boşalınca.

Alİ Bulaç

İçinde olanları dışa atıp boşaldığı,

Diyanet Vakfı

İçinde bulunanları atıp boşaldığı,

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ﴿5﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve Rabbini dinleyip itaat ederek sözünü haklayınca.

Alİ Bulaç

Ve 'kendi yaratılışına uygun Rabbine boyun eğdiği zaman.

Diyanet Vakfı

Ve Rabb'ini dinleyip O'na hakkıyla itaata mecbur kılındığı vakit (insanoğlu yaptıkları ile karşılaşır).

يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًۭا فَمُلَٰقِيهِ ﴿6﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ey insan, şüphe yok ki sen, Rabbine ulaşmak için meşakkatler içinde didinirdurursun da sonunda ona kavuşursun.

Alİ Bulaç

Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın.

Diyanet Vakfı

Ey insan! Şüphe yok ki sen Rabbine karşı çaba üstüne çaba göstermektesin; sonunda O'na varacaksın.

فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ ﴿7﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ama kimin kitabı, sağ yanından verilirse.

Alİ Bulaç

Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse,

Diyanet Vakfı

Kimin kitabı sağından verilirse,

فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًۭا يَسِيرًۭا ﴿8﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Artık onun hesabı, kolayca görülür.

Alİ Bulaç

O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek,

Diyanet Vakfı

Kolay bir hesapla hesaba çekilecek;

وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًۭا ﴿9﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve ailesinin yanına sevinç içinde döner.

Alİ Bulaç

Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır.

Diyanet Vakfı

Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ ﴿10﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve ama kimin kitabı, ardından verilirse.

Alİ Bulaç

Kimin de kitabı ardından verilirse,

Diyanet Vakfı

Kimin de kitabı arkasından verilirse,

فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًۭا ﴿11﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

O, helak olmasını diler.

Alİ Bulaç

O da, helak (yok olmay)ı çağıracak,

Diyanet Vakfı

Derhal yok olmayı isteyecek,

وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا ﴿12﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve cehenneme atılır.

Alİ Bulaç

Çılgın alevli ateşe girecek.

Diyanet Vakfı

Ve alevli ateşe girecektir.

إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا ﴿13﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Şüphe yok ki o, ailesinin içinde sevinmedeydi.

Alİ Bulaç

Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi.

Diyanet Vakfı

Zira o, (dünyada) ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarmıştı.

إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ ﴿14﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Şüphe yok ki o, öldükten sonra tekrar hayata dönmeyeceğini sanırdı.

Alİ Bulaç

Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı.

Diyanet Vakfı

O hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sandı.

بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًۭا ﴿15﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Evet, şüphe yok ki Rabbi, onu görürdü.

Alİ Bulaç

Hayır; gerçekten Rabbi, kendisini çok iyi görendi.

Diyanet Vakfı

Oysa gerçekten Rabbi onu görüyordu.

فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ ﴿16﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Andolsun gün battıktan sonraki kızıllığa.

Alİ Bulaç

Yoo, şafak-vaktine yemin ederim,

Diyanet Vakfı

Hayır! Şafağa, yemin ederim ki,

وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ ﴿17﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve geceye ve gecenin kapladıklarına.

Alİ Bulaç

Geceye ve toplayıp-taşıdığı şeylere,

Diyanet Vakfı

Geceye ve onda basan karanlığa,

وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ ﴿18﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve aya, dolunay olunca.

Alİ Bulaç

Ondördüne girdiği zaman aya;

Diyanet Vakfı

Dolunay olmuş aya,

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍۢ ﴿19﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Elbette geçeceksiniz bir halden bir hale.

Alİ Bulaç

Siz, gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.

Diyanet Vakfı

Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.

فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿20﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Artık ne oldu onlara da inanmıyorlar.

Alİ Bulaç

Şu halde onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar?

Diyanet Vakfı

Böyleyken onlar acaba neden iman etmezler?

وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩ ﴿21﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve onlara Kur'an okununca secde etmiyorlar?

Alİ Bulaç

Kendilerine Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar.

Diyanet Vakfı

Onlar kendilerine Kur'an okununca secde de etmezler.

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ ﴿22﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Hayır, kafir olanlar, yalanlıyorlar.

Alİ Bulaç

Tersine, o nankörler, yalanlıyorlar.

Diyanet Vakfı

Aksine, kafirler yalanlıyorlar.

وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ ﴿23﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ve Allah, daha iyi bilir, gönüllerinde ne var.

Alİ Bulaç

Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını daha iyi bilendir.

Diyanet Vakfı

Halbuki Allah onların gizlediği şeyleri çok iyi bilir.

فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ﴿24﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Artık müjdele onları elemli bir azapla.

Alİ Bulaç

Bu durumda sen, onlara acı bir azap ile müjde ver.

Diyanet Vakfı

(Resulüm!) Onlara acı azabı müjdele!

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ ﴿25﴾

Abdulbakî Gölpınarlı

Ancak inananlar ve iyi işlerde bulunanlar başka; onlar içindir başa kakılmıyan mükafat.

Alİ Bulaç

Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir (mükafaat) vardır.

Diyanet Vakfı

İman edip salih amel işleyenler başkadır; onlar için arkası kesilmeyen bir mükafat vardır.

Quran recitationReady
Open audio