Skip to content
Text size 100%
Translation comparison

Compare Al-Mutaffifin Quran translations

Compare up to three verified translation editions verse by verse, including editions in two different languages.

Turkish editions (choose up to 3)

Changing languages or editions keeps the current surah and verse.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ ﴿1﴾

Suat Yıldırım

Vay haline eksik ölçüp tartanların!

ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ﴿2﴾

Suat Yıldırım

Onlar ki satın alırken haklarını tam olarak alırlar.

وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ﴿3﴾

Suat Yıldırım

Fakat kendileri başkalarına satar, ölçüp tartarken eksik yapar, hîle karıştırırlar. [17,35; 6,152; 55,9]

أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ ﴿4﴾

Suat Yıldırım

Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülâlemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?

لِيَوْمٍ عَظِيمٍۢ ﴿5﴾

Suat Yıldırım

Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülâlemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?

يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿6﴾

Suat Yıldırım

Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülâlemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍۢ ﴿7﴾

Suat Yıldırım

Hayır! Hileye sapmayın, âhireti inkâr etmeyin! Doğrusu, yoldan sapan kâfirlerin hesap defterleri Siccîn'dedir.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌۭ ﴿8﴾

Suat Yıldırım

Siccîn nedir bilir misin?

كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ ﴿9﴾

Suat Yıldırım

Siccîn kâfirlerin yaptıkları işlerin kaydedildiği defterdir.

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ ﴿10﴾

Suat Yıldırım

Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ﴿11﴾

Suat Yıldırım

Hesap vermeyi yalan sayanların vay hallerine!

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ﴿12﴾

Suat Yıldırım

Buna “yalan” diyenler, ancak zalimler, azgınlar, günaha dadananlardır.

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿13﴾

Suat Yıldırım

Kendilerine ayetlerimiz okunduğunda: “Bunlar, eski devirde yaşamış insanların masalları!” diyenlerdir. [16,24; 25,5]

كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ﴿14﴾

Suat Yıldırım

Hayır! Gerçek öyle değil! Onların yapageldikleri kötü işler, gitgide kalplerini paslandırmıştır. (onun için âhireti inkâr ederler.)

كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّمَحْجُوبُونَ ﴿15﴾

Suat Yıldırım

Hayır! Hayır! Bu, cezasız kalmayacak. Onlar, o gün Rab'lerini görmekten mahrum kalacaklardır.

ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ ﴿16﴾

Suat Yıldırım

Peşinden de elbette cehenneme gireceklerdir.

ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ﴿17﴾

Suat Yıldırım

Sonra kendilerine: “İşte size yalan saydığınız cehennem!” denilir.

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ ﴿18﴾

Suat Yıldırım

Fakat hayırlı insanların hesap defterleri “illiyyûn”dadır.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ﴿19﴾

Suat Yıldırım

“İlliyyûn” bilir misin nedir?

كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ ﴿20﴾

Suat Yıldırım

İlliyyûn, müminlerin yaptıkları işlerin kaydedildiği defterdir.

يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ ﴿21﴾

Suat Yıldırım

Allah'a yakın olanlar ona şahit olurlar.

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ﴿22﴾

Suat Yıldırım

İşte o hayırlı insanlar, naîm cennetlerindedir.

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ﴿23﴾

Suat Yıldırım

Koltuklarına kurulup neşe ile etrafa bakınırlar.

تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ ﴿24﴾

Suat Yıldırım

Sen onlara bakınca yüzlerinde, cennet nimetlerinin verdiği sevinci okursun.

يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍۢ مَّخْتُومٍ ﴿25﴾

Suat Yıldırım

Kendilerine ağzı mühürlü saf şarap şişelerinden şarap ikram edilir.

خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌۭ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ ﴿26﴾

Suat Yıldırım

Hitamı misktir, içildiğinde sonu mis gibi kokar. İşte yarışacaklarsa insanlar, bu cennet devletine konmak için yarışsınlar!

وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ ﴿27﴾

Suat Yıldırım

O şaraba Tesnim içkisi de karıştırılır.

عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ ﴿28﴾

Suat Yıldırım

Tesnim de, Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ ﴿29﴾

Suat Yıldırım

Cürümlere, suçlara batanlar dünyada iken, müminlerle alay edip onlara gülerlerdi.

وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ ﴿30﴾

Suat Yıldırım

Yanlarından geçerken kaş göz hareketleriyle onları küçümserlerdi.

وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ ﴿31﴾

Suat Yıldırım

Ailelerine döndüklerinde yaptıkları bu işlerle övünüp eğlenirlerdi.

وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ﴿32﴾

Suat Yıldırım

Onları gördükleri zaman: “Şunlar kaçık insanlar, anormal tipler!” derlerdi.

وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ ﴿33﴾

Suat Yıldırım

Hoş bunları müminlere gözcü tayin eden de yoktu ya! (Fuzulî bir tarzda, kendi kendilerinde öyle bir yetki görürlerdi).

فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ ﴿34﴾

Suat Yıldırım

İşte bu gün de, müminlerkâfirlerin üstüne gülerler.

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ﴿35﴾

Suat Yıldırım

Koltuklarına kurulurlar“Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?” diye bakınırlar.

هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ ﴿36﴾

Suat Yıldırım

Koltuklarına kurulurlar“Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?” diye bakınırlar.

Quran recitationReady
Open audio