Skip to content
Text size 100%
Translation comparison

Compare Al-Qiyamah Quran translations

Compare up to three verified translation editions verse by verse, including editions in two different languages.

Turkish editions (choose up to 3)

Changing languages or editions keeps the current surah and verse.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ﴿1﴾

Süleyman Ateş

Yoo, kıyamet gününe and içerim,

وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ ﴿2﴾

Süleyman Ateş

Yoo, daima, kendini kınayan nefse and içerim.

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ ﴿3﴾

Süleyman Ateş

İnsan kendisinin kemiklerini bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?

بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ ﴿4﴾

Süleyman Ateş

Evet, toplarız, onun parmak uçlarnı düzenlemeğe gücümüz yeter.

بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ ﴿5﴾

Süleyman Ateş

Fakat insan, devamlı suç işleyerek ilerisini berbadetmek ister.

يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ ﴿6﴾

Süleyman Ateş

Kıyamet günü nerede? diye sorup durur.

فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ ﴿7﴾

Süleyman Ateş

Ama göz (güneş gibi ortaya çıkan gerçeğin karşısında) kamaştığı,

وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ ﴿8﴾

Süleyman Ateş

Ay tutulduğu,

وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ ﴿9﴾

Süleyman Ateş

Güneş ve Ay bir araya toplandığı zaman!

يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ ﴿10﴾

Süleyman Ateş

(Evet) O gün insan: "Kaçacak yer neresi?" der.

كَلَّا لَا وَزَرَ ﴿11﴾

Süleyman Ateş

Hayır, sığınacak yer yoktur.

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ ﴿12﴾

Süleyman Ateş

O gün varıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur (ey insan).

يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ ﴿13﴾

Süleyman Ateş

(O zaman) İnsanın yapıp öne sürdüğü, (yapmayıp) geri bıraktığı herşey kendisine haber verilir.

بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ ﴿14﴾

Süleyman Ateş

Doğrusu insan kendi nefsini görür,

وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ ﴿15﴾

Süleyman Ateş

Birtakım özürler ortaya atsa da.

لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ ﴿16﴾

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme.

إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ ﴿17﴾

Süleyman Ateş

Onu (senin kalbinde) toplamak ve (sana) okumak bize düşer.

فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ ﴿18﴾

Süleyman Ateş

O halde sana Kur'an'ı okuduğumuz zaman onun okunuşunu izle.

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ ﴿19﴾

Süleyman Ateş

Sonra onu açıklamak da bize düşer.

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ ﴿20﴾

Süleyman Ateş

Hayır, siz çabuk(geçen şu dünyay)ı seviyorsunuz da,

وَتَذَرُونَ ٱلْءَاخِرَةَ ﴿21﴾

Süleyman Ateş

Ahireti bırakıyorsunuz.

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاضِرَةٌ ﴿22﴾

Süleyman Ateş

Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar,

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌۭ ﴿23﴾

Süleyman Ateş

Rabbine bakar.

وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌۭ ﴿24﴾

Süleyman Ateş

Yüzler de var ki o gün asıktır.

تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۭ ﴿25﴾

Süleyman Ateş

Kendisine bel kemiklerini kıran(bela)nın yapılacağını anlar.

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ ﴿26﴾

Süleyman Ateş

Hayır, ne zaman ki can, köprücük kemiklerine dayanır,

وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍۢ ﴿27﴾

Süleyman Ateş

Ve (başında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir,

وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ ﴿28﴾

Süleyman Ateş

Ve kendisi artık bunun, ayrılık zamanı olduğunu anlar,

وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ ﴿29﴾

Süleyman Ateş

Ve bacak bacağa dolaşır.

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ ﴿30﴾

Süleyman Ateş

İşte o gün, sevk Rabbinedir (can, Allah'ın huzuruna sevk edilir).

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ ﴿31﴾

Süleyman Ateş

Ne sadaka verdi, ne de namaz kıldı.

وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ﴿32﴾

Süleyman Ateş

Fakat yalanladı, döndü.

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ﴿33﴾

Süleyman Ateş

Sonra çalım satarak ailesine gitti.

أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ ﴿34﴾

Süleyman Ateş

Yazık sana yazık!

ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ ﴿35﴾

Süleyman Ateş

Yine yazık sana yazık!

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى ﴿36﴾

Süleyman Ateş

İnsan, başı boş bırakılacağını mı sanır?

أَلَمْ يَكُ نُطْفَةًۭ مِّن مَّنِىٍّۢ يُمْنَىٰ ﴿37﴾

Süleyman Ateş

Kendisi dökülen meniden bir nutfe (sperm) değil miydi?

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةًۭ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ ﴿38﴾

Süleyman Ateş

Sonra alaka (rahme asılan embriyo) oldu da (Rabbi onu) yarattı, düzenledi.

فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ ﴿39﴾

Süleyman Ateş

O(meni)den iki çifti: Erkeği ve dişiyi var etti.

أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ ٱلْمَوْتَىٰ ﴿40﴾

Süleyman Ateş

Şimdi bun(ları yapan Allah)ın ölüleri diriltmeğe gücü yetmez mi?

Quran recitationReady
Open audio