Skip to content
Text size 100%
Translation comparison

Compare Al-Waqi'ah Quran translations

Compare up to three verified translation editions verse by verse, including editions in two different languages.

Turkish editions (choose up to 3)

Changing languages or editions keeps the current surah and verse.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ ﴿1﴾

Edip Yüksel

Kaçınılmaz olay gerçekleştiği zaman,

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ﴿2﴾

Edip Yüksel

Onun gerçekleşmesini artık yalanlayan çıkmaz.

خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ ﴿3﴾

Edip Yüksel

O alçaltıcıdır, yücelticidir.

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا ﴿4﴾

Edip Yüksel

Yerin sallanıp sarsılacağı,

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا ﴿5﴾

Edip Yüksel

Ve dağların paramparça edileceği zaman,

فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا ﴿6﴾

Edip Yüksel

Artık o toz duman haline gelmiştir.

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ ﴿7﴾

Edip Yüksel

Sizler de üç bölüme ayrılırsınız.

فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ﴿8﴾

Edip Yüksel

Mutlular ne kadar da mutludurlar!

وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ﴿9﴾

Edip Yüksel

Mutsuzlar ne kadar da mutsuzdurlar!

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ ﴿10﴾

Edip Yüksel

Bir de ileri geçen öncü elitler vardır.

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ ﴿11﴾

Edip Yüksel

Onlar (Tanrı'ya) yaklaştırılanlardır.

فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ﴿12﴾

Edip Yüksel

Nimet cennetlerinde (bahçelerinde)...

ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿13﴾

Edip Yüksel

Onların büyük bir kısmı önceki nesillerden,

وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ ﴿14﴾

Edip Yüksel

Küçük bir kısmı da sonraki nesillerdendir.

عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ ﴿15﴾

Edip Yüksel

Lüks mobilyalar üzerinde,

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ ﴿16﴾

Edip Yüksel

Karşılıklı yaslanmışlardır.

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ ﴿17﴾

Edip Yüksel

Onlara ölümsüz gençler servis yaparlar.

بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ ﴿18﴾

Edip Yüksel

Kaynaktan doldurulmuş bardaklar, sürahiler ve kadehlerle.

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ ﴿19﴾

Edip Yüksel

Ne ara verirler ne de yorulurlar.

وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ﴿20﴾

Edip Yüksel

Ve beğendikleri meyveler...

وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ﴿21﴾

Edip Yüksel

Canlarının çektiği kuş etleri...

وَحُورٌ عِينٌۭ ﴿22﴾

Edip Yüksel

Güzel eşler...

كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ ﴿23﴾

Edip Yüksel

Korunmuş inciler gibi...

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿24﴾

Edip Yüksel

Yapmış olduklarına bir karşılık olarak verilir.

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا ﴿25﴾

Edip Yüksel

Orada ne bir saçmalık, ne de günaha sokan bir söz işitmezler.

إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا ﴿26﴾

Edip Yüksel

Sadece, "Selam, selam," derler.

وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ ﴿27﴾

Edip Yüksel

Sağ tarafta olanlar sağ tarafta olacaklar!

فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ ﴿28﴾

Edip Yüksel

Dikensiz meyve ağaçları,

وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ ﴿29﴾

Edip Yüksel

Salkımları sarkmış muz ağaçları,

وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ ﴿30﴾

Edip Yüksel

Uzamış gölgeler,

وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ ﴿31﴾

Edip Yüksel

Fışkıran sular,

وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ ﴿32﴾

Edip Yüksel

Ve bol meyveler içindedirler.

لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ ﴿33﴾

Edip Yüksel

Bunlar ne tükenirler, ne de yasak edilirler!

وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ ﴿34﴾

Edip Yüksel

Ve onlar yükseltilmiş mobilyalar üzerindedirler.

إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ ﴿35﴾

Edip Yüksel

Biz kadınları yeniden biçimlendirdik.

فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا ﴿36﴾

Edip Yüksel

Onları, gençleştirdik.

عُرُبًا أَتْرَابًۭا ﴿37﴾

Edip Yüksel

Mükemmel biçimde eşlenmişlerdir.

لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ﴿38﴾

Edip Yüksel

Sağ tarafta olanlar içindir.

ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿39﴾

Edip Yüksel

Onların bir çoğu önceki nesillerdendir.

وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ ﴿40﴾

Edip Yüksel

Onların bir çoğu da sonraki nesillerdendir.

وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ ﴿41﴾

Edip Yüksel

Sol tarafta bulunanlar, sol tarafta olacaklardır.

فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ ﴿42﴾

Edip Yüksel

İşleyen ve kaynayan bir azap içindedirler.

وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ ﴿43﴾

Edip Yüksel

Sıcak gölgeler altındadırlar.

لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ ﴿44﴾

Edip Yüksel

Ne soğuktur, ne de yararlı.

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ ﴿45﴾

Edip Yüksel

Bundan önce onlar konfor içinde şımarmışlardı.

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ ﴿46﴾

Edip Yüksel

Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ﴿47﴾

Edip Yüksel

Diyorlardı ki, "Biz öldükten, toz ve kemiğe dönüştükten sonra mı diriltileceğiz?"

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ ﴿48﴾

Edip Yüksel

"Önceki atalarımız da mı?"

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ ﴿49﴾

Edip Yüksel

De ki, "Öncekiler de, sonrakiler de."

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ ﴿50﴾

Edip Yüksel

"Bilinen günün buluşma anı için toplanacaklardır."

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ ﴿51﴾

Edip Yüksel

"Sonra da siz, ey sapıtmışlar, ey yalanlayıcılar,"

لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ ﴿52﴾

Edip Yüksel

"Zakkum ağacından yiyeceksiniz."

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ ﴿53﴾

Edip Yüksel

"Onunla karnınızı dolduracaksınız."

فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ ﴿54﴾

Edip Yüksel

"Ve üzerine kaynar su içeceksiniz."

فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ ﴿55﴾

Edip Yüksel

"Susamış devenin içişi gibi içeceksiniz."

هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ ﴿56﴾

Edip Yüksel

Yargı gününde işte böyle ağırlanacaklardır.

نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ ﴿57﴾

Edip Yüksel

Sizi biz yarattık, doğrulamanız gerekmez miydi?

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ ﴿58﴾

Edip Yüksel

Attığınız meniye dikkat ettiniz mi?

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ ﴿59﴾

Edip Yüksel

Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz?

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ ﴿60﴾

Edip Yüksel

Aranızda ölümünüzü önceden biz belirledik. Kimse bizi engelleyemez:

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿61﴾

Edip Yüksel

Sizi başka nesillerle değiştirmekten, yahut sizi bilmediğiniz bir biçimde yaratmaktan....

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ﴿62﴾

Edip Yüksel

İlk yaratılışı biliyorsunuz. Öğüt almalı değil misiniz?

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ ﴿63﴾

Edip Yüksel

Ektiğinize dikkat ettiniz mi?

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ ﴿64﴾

Edip Yüksel

Siz mi onu yetiştiriyorsunuz, yoksa biz mi?

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًۭا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ﴿65﴾

Edip Yüksel

Dileseydik onu samana çevirirdik de siz şaşardınız:

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ ﴿66﴾

Edip Yüksel

"Borca girdik."

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ﴿67﴾

Edip Yüksel

"Doğrusu, yoksun bırakıldık."

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ ﴿68﴾

Edip Yüksel

İçmekte olduğunuz suya dikkat ettiniz mi?

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ ﴿69﴾

Edip Yüksel

Onu bulutlardan siz mi indiriyorsunuz, yoksa biz mi?

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًۭا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ ﴿70﴾

Edip Yüksel

Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmez misiniz?

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ ﴿71﴾

Edip Yüksel

Yakmakta olduğunuz ateşe dikkat ettiniz mi?

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ ﴿72﴾

Edip Yüksel

Onun ağacını siz mi başlattınız, yoksa biz mi başlatmaktayız?

نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةًۭ وَمَتَٰعًۭا لِّلْمُقْوِينَ ﴿73﴾

Edip Yüksel

Kullananlar için biz onu bir ibret ve yararlı yaptık.

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ﴿74﴾

Edip Yüksel

Öyleyse Büyük Rabbinin ismini yücelt.

۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ ﴿75﴾

Edip Yüksel

Yıldızların yerlerine yemin ederim.

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌۭ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ ﴿76﴾

Edip Yüksel

Onun ne büyük bir yemin olduğunu bir bilseniz!

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌۭ كَرِيمٌۭ ﴿77﴾

Edip Yüksel

Bu, onurlu bir Kuran'dır.

فِى كِتَٰبٍۢ مَّكْنُونٍۢ ﴿78﴾

Edip Yüksel

Gizli bir kitaptadır.

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ ﴿79﴾

Edip Yüksel

Onu ancak temizler kavrayabilir.

تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿80﴾

Edip Yüksel

Evrenlerin Rabbinden indirilmiştir.

أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ ﴿81﴾

Edip Yüksel

Siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ﴿82﴾

Edip Yüksel

İnkar etmeyi iş mi ediniyorsunuz?

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ ﴿83﴾

Edip Yüksel

Ya can boğaza dayandığı zaman?

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍۢ تَنظُرُونَ ﴿84﴾

Edip Yüksel

O anda siz bakınmaktasınız.

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ ﴿85﴾

Edip Yüksel

Biz ona (can çekişene) sizden daha yakınız; ancak siz göremezsiniz.

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ ﴿86﴾

Edip Yüksel

Yaptığınızın karşılığını görmeyeceğiniz doğruysa,

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿87﴾

Edip Yüksel

Onu geri çevirsenize, eğer doğru sözlü iseniz?

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ﴿88﴾

Edip Yüksel

Ancak o, (bana) yaklaştırılanlardan ise-

فَرَوْحٌۭ وَرَيْحَانٌۭ وَجَنَّتُ نَعِيمٍۢ ﴿89﴾

Edip Yüksel

o zaman neşe, çiçekler ve nimet cennetleri...

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ﴿90﴾

Edip Yüksel

O, sağda olanlardan ise,

فَسَلَٰمٌۭ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ﴿91﴾

Edip Yüksel

"Sana sağdakilerden selam olsun!"

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ ﴿92﴾

Edip Yüksel

Ama o yalanlayan sapıklardan ise-

فَنُزُلٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ ﴿93﴾

Edip Yüksel

kaynar sudan bir ağırlanma-

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ ﴿94﴾

Edip Yüksel

ve cehennemde yanma...

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ ﴿95﴾

Edip Yüksel

Mutlak gerçek budur.

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ﴿96﴾

Edip Yüksel

Öyleyse Büyük Rabbinin ismini yücelt

Quran recitationReady
Open audio