Skip to content
Text size 100%
Translation comparison

Compare An-Najm Quran translations

Compare up to three verified translation editions verse by verse, including editions in two different languages.

Turkish editions (choose up to 3)

Changing languages or editions keeps the current surah and verse.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ ﴿1﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

İnmekte olan yıldıza andolsun ki,

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ ﴿2﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı.

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ ﴿3﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz.

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌۭ يُوحَىٰ ﴿4﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ ﴿5﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti

ذُو مِرَّةٍۢ فَٱسْتَوَىٰ ﴿6﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

(Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu.

وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ ﴿7﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

O, en yüksek ufukta idi.

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ ﴿8﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı.

فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ ﴿9﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı.

فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ ﴿10﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

(Allah), kuluna verdiği vahyi verdi.

مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ ﴿11﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı.

أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ ﴿12﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız.

وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ ﴿13﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Andolsun onu bir kez daha görmüştü.

عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ ﴿14﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Sidretü'lMüntehâ'nın yanında.

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ ﴿15﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki Cennetü'lMe'vâ onun yanındadır.

إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ ﴿16﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.

مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ ﴿17﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

(Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı.

لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ ﴿18﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü.

أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ ﴿19﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza'yı?

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ ﴿20﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve üçüncü olarak da öteki (put) Menat'ı?

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ ﴿21﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Size erkek O'na dişi öyle mi?

تِلْكَ إِذًۭا قِسْمَةٌۭ ضِيزَىٰٓ ﴿22﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Öyle ise bu çok insafsızca bir taksim.

إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌۭ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ ﴿23﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ ﴿24﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Yoksa her arzu ettiği şey, insanın kendisinin mi (olacak) dir?

فَلِلَّهِ ٱلْءَاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ ﴿25﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Son da ilk de (ahiret de dünya da) Allah'ındır.

۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ ﴿26﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Göklerde nice melek var ki Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz.

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ ﴿27﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Ahirete iman etmeyenler meleklere dişilerin adlarını takıp duruyorlar

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًۭٔا ﴿28﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.

فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ﴿29﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir.

ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ ﴿30﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir.

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى ﴿31﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır.

ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌۭ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ ﴿32﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.

أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ ﴿33﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi gördün mü O yüz çevireni?

وَأَعْطَىٰ قَلِيلًۭا وَأَكْدَىٰٓ ﴿34﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Azıcık verip (sonra vermemekte) direneni?

أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ ﴿35﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Gaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor?

أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ ﴿36﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Yoksa haber verilmedi mi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?

وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ ﴿37﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve çok vefakâr olan İbrahim'in sahifelerindekiler?

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ ﴿38﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez.

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ ﴿39﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.

وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ ﴿40﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve çalışması da yakında görülecektir.

ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ ﴿41﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ ﴿42﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şüphesiz en son varış, Rabbinedir.

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ ﴿43﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا ﴿44﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Öldüren de dirilten de O'dur.

وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ ﴿45﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Şüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur,

مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ ﴿46﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Atıldığı zaman bir nutfeden.

وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ ﴿47﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ ﴿48﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Şüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur.

وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ ﴿49﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu Şi'râ yıldızının Rabbi O'dur.

وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ ﴿50﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

O, helak etti önce gelen Âd'ı.

وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ ﴿51﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Semûd'u da bırakmadı.

وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ ﴿52﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Önceden de Nuh kavmini (helak etmişti), çünkü onlar zulmetmiş ve azmıştı.

وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ ﴿53﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Altı üstüne getirilmiş şehirleri devirip yıktı.

فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ ﴿54﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onları neler kapladı neler!

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ ﴿55﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde Rabbinin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun.

هَٰذَا نَذِيرٌۭ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ ﴿56﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

أَزِفَتِ ٱلْءَازِفَةُ ﴿57﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Yaklaşan yaklaştı.

لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ ﴿58﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur.

أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ ﴿59﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz?

وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ ﴿60﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ ﴿61﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller?

فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩ ﴿62﴾

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi Allah için secdeye kapanın ve O'na kulluk edin.

Quran recitationReady
Open audio