بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلرَّحْمَٰنُ ﴿1﴾
Abdulbakî Gölpınarlı
Rahman.
Alİ Bulaç
Rahman (olan Allah)
Diyanet Vakfı
Çok merhametli(Allah)
Compare up to three verified translation editions verse by verse, including editions in two different languages.
Changing languages or editions keeps the current surah and verse.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلرَّحْمَٰنُ ﴿1﴾
Rahman.
Rahman (olan Allah)
Çok merhametli(Allah)
عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ ﴿2﴾
Kur'an'ı öğretti.
Kur'an'ı öğretti.
Kur'an'ı öğretti.
خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ ﴿3﴾
insanı halketti,
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ ﴿4﴾
ona dilleri, konuşmayı belletti.
Ona beyanı öğretti.
Ona açıklamayı öğretti.
ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۢ ﴿5﴾
Güneş ve ay, hesapla hareket eyler.
Güneş ve ay (belli) bir hesap iledir.
Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir.
وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ ﴿6﴾
Ve gövdesiz bitki ve gövdeli ağaç secde eder.
Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler.
Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.
وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ ﴿7﴾
Ve göğü yüceltti ve ölçüyü koydu.
Gökyüzü, Onu da yükseltti ve mizanı koydu.
Göğü Allah yükseltti ve mizanı (dengeyi) O koydu.
أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ ﴿8﴾
Ölçüde, tartıda insafsızlık etmeyin.
Sakın mizanda 'haksızlık ve taşkınlık yapmayın.'
Sakın dengeyi bozmayın.
وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ ﴿9﴾
Teraziyi doğru tutun, adaletle tartın ve eksik tartmayın.
Tartıyı adaletle tutup-doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın.
Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın.
وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ ﴿10﴾
Yeryüzünü alçalttı halka.
Yere gelince, onu da (yaratılmış bütün) varlıklar için alçalttı-koydu.
Allah, yeri canlılar için yaratmıştır.
فِيهَا فَٰكِهَةٌۭ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ ﴿11﴾
Orada meyveler ve lifli, kabuklu hurmalar var.
Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var.
Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ ﴿12﴾
Yapraklı taneler var ve güzel kokulu otlar.
Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler.
Yapraklı daneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿13﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍۢ كَٱلْفَخَّارِ ﴿14﴾
İyice pişmiş gibi kupkuru balçıktan, insanı halketti.
İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı.
Allah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.
وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍۢ مِّن نَّارٍۢ ﴿15﴾
Ve cinleri, coşup kaynayan ateşten yarattı.
Cann'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı.
Cinleri öz ateşten yarattı.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿16﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ ﴿17﴾
Rabbidir iki doğunun ve Rabbidir iki batının.
O, iki doğunun da Rabbidir, iki batının da Rabbidir.
(O,) iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿18﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ ﴿19﴾
İki denizi salmıştır, nerdeyse karışacaklar.
Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi.
İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌۭ لَّا يَبْغِيَانِ ﴿20﴾
Fakat aralarında bir berzah var, birbirlerine karışmazlar.
İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler.
Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿21﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ ﴿22﴾
Her ikisinden de inci ve mercan çıkar.
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿23﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ ﴿24﴾
Ve onundur denizde akıp giden dağlar gibi gemiler.
Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur.
Denizde yüce dağlar gibi yükselen gemiler de O'nundur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿25﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۢ ﴿26﴾
Yerin üstünde ne varsa fanidir.
(Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur;
Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak.
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ ﴿27﴾
Ve ancak ululuk ve kerem ıssı Rabbinin zatıdır kalan.
Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır.
Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacak.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿28﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍۢ ﴿29﴾
Ondan ister kim varsa göklerde ve yeryüzünde; o, her gün bir iştedir.
Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan ister. O, her gün bir iştedir.
Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿30﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ ﴿31﴾
Ey iki ağır topluluk, insanlar ve cinler, yakında hesabınıza bakacağız.
Ey (yeryüzüne yükletilmiş) iki ağırlık (olan ins ve cin), yakında (ahirette hesabınızı görmek üzere) sizin için de vakit bulacağız.
Ey insan ve cin! Sizin de hesabınızı ele alacağız.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿32﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Hal bu iken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَٰنٍۢ ﴿33﴾
Ey cin ve insan topluluğu, ölümden kurtulmak için, göklerin ve yer yüzünün bucaklarından geçip kaçmaya gücünüz yeterse geçin, kaçın; fakat geçemezsiniz bir kudret olmadıkça.
Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız.
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿34﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌۭ مِّن نَّارٍۢ وَنُحَاسٌۭ فَلَا تَنتَصِرَانِ ﴿35﴾
Üstünüze bir ateş yalımı ve erimiş bakır gönderilir de kaçamazsınız.
İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de 'kurtulup-başaramazsınız.'
Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yardımlaşamazsınız.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿36﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةًۭ كَٱلدِّهَانِ ﴿37﴾
Derken gök yarılıp kırmızı bir gül rengine gelerek yağ gibi eriyince...
Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman;
Gök yarılıp da kızarmış yağ renginde gül gibi olduğu zaman,
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿38﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فَيَوْمَئِذٍۢ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌۭ وَلَا جَآنٌّۭ ﴿39﴾
Ne insan, ne cin, artık o gün suçlu mudur, sorulmaz.
İşte o gün, ne insana, ne cinne günahından sorulmaz.
İşte o gün insana da cine de günahı sorulmaz.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿40﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ ﴿41﴾
Suçlular, yüzlerindeki alametten tanınırlar da perçemlerinden ve ayaklarından tutulurlar.
(Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
Suçlular, simalarından tanınır, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿42﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ ﴿43﴾
İşte bu, suçluların yalanladıkları cehennem.
İşte bu, suçlu-günahkarların kendisini yalanladıkları cehennemdir.
İşte bu, suçluların yalanladıkları cehennemdir.
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍۢ ﴿44﴾
Cehennemle içecekleri kaynar suyun arasında dolanıp dururlar.
Onlar, kendisiyle alabildiğine kaynar hale getirilmiş su arasında dönüp-dolaşırlar.
Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿45﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ ﴿46﴾
Rabbinin tapısına varmaktan korkana iki cennet var.
Rabbin makamından korkan kimse için ise iki cennet vardır.
Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿47﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
ذَوَاتَآ أَفْنَانٍۢ ﴿48﴾
İkisinde de türlütürlü nimetler var, çeşitçeşit ağaçlar.
Çeşit çeşit 'inceliklere ve güzelliklere' (veya her türden sık ağaçlara) sahiptirler.
İki cennet de çeşit çeşit ağaçlarla doludur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿49﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ ﴿50﴾
İkisinde de iki ırmak var, akar.
İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır.
İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿51﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فِيهِمَا مِن كُلِّ فَٰكِهَةٍۢ زَوْجَانِ ﴿52﴾
İkisinde de her çeşit meyve, çifterçifter var.
İkisinde de her meyveden iki çift vardır.
İkisinde de her türlü meyveden çift çift vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿53﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشٍۭ بَطَآئِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍۢ ۚ وَجَنَى ٱلْجَنَّتَيْنِ دَانٍۢ ﴿54﴾
Öylesine döşemelere yaslanacaklar ki astarları kalın ipekten, her iki cennetin, devşirilip toplanacak meyveleri de ellerinin altında, pek yakın.
Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (ordakilere) yakın (kolay)dır.
Hepsi de örtüleri atlastan minderlere yaslanırlar. İki cennetin de meyvesinin devşirilmesi yakındır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿55﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فِيهِنَّ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌۭ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّۭ ﴿56﴾
O cennetlerde, gözlerini, eşlerinden ayırmayan ve eşlerinden önce ne bir insan tarafından dokunulmuş, ne bir cin tarafından dokunulmuş eşler var.
Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿57﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ ﴿58﴾
O eşler, sanki yakut ve mercan.
Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.
Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿59﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
هَلْ جَزَآءُ ٱلْإِحْسَٰنِ إِلَّا ٱلْإِحْسَٰنُ ﴿60﴾
İyiliğin karşılığı, iyilikten başka bir şey olabilir mi?
İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır?
İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿61﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ ﴿62﴾
Bu iki cennetten başka iki cennet daha var.
Bu-ikisinin ötesinde iki cennet daha var.
Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿63﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
مُدْهَآمَّتَانِ ﴿64﴾
İkisi de koyu yeşil.
Alabildiğine yemyeşildirler.
Bu cennetler koyu yeşildirler.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿65﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ ﴿66﴾
İkisinde de iki pınar var, fışkırıp çıkar da akar.
İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır.
İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿67﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فِيهِمَا فَٰكِهَةٌۭ وَنَخْلٌۭ وَرُمَّانٌۭ ﴿68﴾
Her ikisinde de meyveler ve hurma ve nar var.
İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır.
İkisinde de her türlü meyveler, hurma ve nar vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿69﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فِيهِنَّ خَيْرَٰتٌ حِسَانٌۭ ﴿70﴾
O cennetlerde güzel huylu güzeller var.
Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır.
İçlerinde huyu güzel yüzü güzel kadınlar vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿71﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
حُورٌۭ مَّقْصُورَٰتٌۭ فِى ٱلْخِيَامِ ﴿72﴾
Beyaz tenli, kara gözlü, otağlarda huriler.
Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar.
Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿73﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌۭ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّۭ ﴿74﴾
Eşlerinden önce ne bir insan dokunmuş onlara, ne bir cin.
Bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿75﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍۢ وَعَبْقَرِىٍّ حِسَانٍۢ ﴿76﴾
Yeşil ipeklilerle düşenmiş sedirlere ve güzelim döşemelere yaslanırlar.
Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere yaslanırlar.
Yeşil yastıklara ve harikulade güzel döşemelere yaslanırlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿77﴾
Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
تَبَٰرَكَ ٱسْمُ رَبِّكَ ذِى ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ ﴿78﴾
Ululuk ve kerem ıssı Rabbinin adının şanı, pek yücedir.
Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin adı ne Yücedir.
Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir.